kovmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]kovmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kovar)
- Sert veya küçük düşürücü sözlerle gitmesini söylemek; savmak, defetmek, deflemek.
- "Fethi Bey çalgıları kovdu, davul zurna istedi." - Memduh Şevket Esendal
- Bir yerden sürüp çıkarmak; kovalamak.
- "Sen kim oluyorsun da beni kendi yerimden kovuyorsun?" - Ayşe Kulin
- İşine son vermek, görevinden atmak, uzaklaştırmak; dehlemek.
- Varlığına son vermek, ortadan kaldırmak.
- (mecaz) gözetmek.
- "Sıra, saygı kovarak yetişmiş bütün efendiler, Türkiye'nin bütün Avrupa görmüşleri ona kızar, onu küçük düşürmeye çalışır." - Memduh Şevket Esendal