İçeriğe atla

Dogmatizm

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Dogmatizm, A priori ilkeler, çeşitli öğretiler ve asla değişmeyeceği kabul edilen mutlak değerleri kabul eden, bu bilgilerin mutlak hakikat olduğunu, inceleme, tartışma yahut araştırmaya ihtiyacın olmadığını savunan anlayışa verilen isimdir. Bu tür savlara, öğretilere ve inançlara ise dogma veya nas denir.[1]

Dogmatik Anlayışın Belirleyici Unsurları

[değiştir | kaynağı değiştir]

Temelde skolastik bir anlayıştır, modern çağda değişme ve gelişmeyi yadsıyan öğretileri ve anlayışları adlandırır. Zira kendi fikir ve iddiasının mutlak doğru olduğunu ileri süren her kişi veya sistem dogmatiktir. Yani bu bağlamda; belirtilen görüş, bilgi ve yargıda, eleştirilmezlik, tartışılmazlık, değişmezlik ve net kesinlik olduğu takdirde bunlara dogma denilir.[2] Özellikle metafizik öğretilerin tümü inakçı (dogmatik) öğretilerdir. Deney alanının dışında kalan bütün savlar inakçı olmak zorundadır. Başka bir yaklaşımla dogmatizm, aklın bir değere sahip olduğunu, böylece mutlak bir bilgiye (hakikat) ve varlığa ulaşılabileceğini ileri süren felsefî akımdır.

Dogmatizme primitif inançlardan modern bazı felsefi sistemlere kadar her yerde rastlanabilir. Bazı bağlamlarda Tanrı'nın sözü kavramı ile ortaya çıkıp Orta Çağ'da Aristoteles'in sözü kavramına kadar varmıştır. Örneğin, Orta Çağ Hristiyan kültüründe herhangi bir kuralın gerçek sayılması için Aristoteles’in söylemiş olması yeterli sayılıyordu.

Felsefi bir kavram olarak dogmatizm, düşünceye katı bir bağlılık anlamına gelmektedir. Eleştiriye kapalı, değişen bilgi ve verilere uyum sağlamayan, önceden belirlenmiş kabullere sıkı sıkıya bağlı kalan tutum olarak tanımlanır.[3] Farklı düşüncelere veya perspektiflere düşünceye bağlılıktan dolayı yer yoktur. Her zaman fiziksel ya da siyasi bir baskıyı gerektirmese bile, özellikle Orta Çağ'da dogmatik düşünce engizisyon mahkemelerinin temel düşünce temeli olarak zirve noktasına ulaşmıştır. Engizisyonun, dogmatik düşünce temelinden hareketle çıkardığı ve uyguladığı inançlardan bir örnek, masum bir kişinin ateşe atılsa bile yanmayacağı ve bundan dolayı ateşe atılınca yanan kişinin suçlu olduğu inancıdır.

İnak (dogma) ile inan arasındaki fark, inan’ın asla kanıtlanamayacak olanı kabul etmesi, inak’ın ise herhangi bir yetkeye bağlanan bir veriyi kanıtlamış olarak kabul etmesidir. Yukarıda da belirtildiği gibi bunun en güzel örneği Orta Çağ skolastiğinde herhangi bir sözün, eğer Aristoteles tarafından söylendiği kanıtlanırsa, doğru olduğunun da kanıtlandığı fikridir.

Herhangi bir sistemin veya kişinin, her yerde ve her zaman geçerli olan değişmez formüller ve mutlak bilgiler olduğunu sunmasının dogmatizm olduğu savunulur. Dogmatizmin karşıtı septisizm yani şüphecilik, kuşkuculuktur.

Dogmatik düşünce, "ileri sürülen düşünce ve ilkeleri; araştırmadan, kanıt aramadan, incelemeden, sınamadan ve tartışmadan doğru ve mutlak hakikat sayan anlayış" olarak da tanımlanabilmektedir.

Dogmatizmin Türkçe karşılığı olarak bağnazlık verilebilir. Örneklerine yalnız din alanında değil, pek çok alanda rastlanmıştır. Örneğin, geçmiş çağlarda bilimciler önce dünyanın düz olduğu, daha sonrasında Dünya'nın evrenin merkezi olduğu konusunda ısrar etmiştir. Ancak bu kanıları tekrardan sınayan da sonraki çağların bilim insanlarıdır. Bilimin herhangi bir inak ya da inan sisteminden en temel ve en önemli farkı, sınanabilir düşünce sistemini barındırmasıdır.

Dogmaya pratikte uyma zorunluluğuna dair tartışmalar

[değiştir | kaynağı değiştir]

Genel dogmatik prensip ve inanışların, doğruluğunun tartışılamaz olması söz konusudur.[4] Çoğu dogmatik düşüncenin değiştirilmesi imkansızlık düzeyinde zordur. Ancak bu durum, kurala uyma zorunluluğunu her zaman beraberinde getirmez.[5] Teorik olarak zorunlu olsa bile uygulamada uyulmadığı görülür. Eğer teorik prensibi zorlayıcı bir mekanizma yoksa, insanların kuralı uygulamaktan kaçınma olasılığı mevcuttur. Teolojik görüşlerden bazıları kurallara uyup uymamanın kendisinin özgürlük olduğunu, sorumluluğunun temelinde bu durumun yer aldığını savunmaktadır.[6]

Çoğu zaman bir dogmatik düşüncenin fanatik savunucuların bile kurala teorik kurala uymadığı veya teorik kuralın belirttiğini uygulamadığı görülür. Örneğin; Hristiyanlığın Katolik mezhebinde boşanma dinen yasaktır. Evli eşler ömürlerinin sonuna kadar hem ahlaken hem de hukuken birbirlerine sadık kalmak zorundadırlar.[7] Ancak tüm Avrupa'da olduğu gibi Katolik mezhebinde de seküler yaşam içerisinde boşanma oranları oldukça yüksektir. Yasağın varlığı inkâr edilmez. Bu durum sorulduğunda benzer cevaplar verildiği görülür: "Tanrı'nın koyduğu kural doğrudur. İdeal olan boşanmadan ömrünün sonuna kadar aynı eşle evli kalmaktır. Bu emre uymadıkları için hatalı olan onlardır. İslam dünyası içerisinde de benzer örneklere rastlanır. Örneğin İslamiyet içerisinde alkollü içkiler yasaklanmış (haram kılınmış) olduğu halde müslüman nüfusa sahip ülkelerin bazılarında yüksek oranlarda bu yasağa uymama davranışına rastlanmıştır. Fakat içki içen insan günah işlediğini kabul etmektedir. Ancak yasağın doğru olduğuna inanmaktadır. Dünyanın her yerindeki farklı dinlerden bunlara benzer pek çok örnekler rastlanabilir. Dogmatik düşünceler, felsefî tanımında verildiği gibi yalnız düşünsel bir bağlılık olup pratikte karşılık bulmayabilmektedir. [8]

Dogmatik Hukuk alanında ise zorlayıcılık nedeniyle -devlet gücü bulunduğu için- daha fazla ön plana çıkmakta ve uyma davranışı artmaktadır.[9] Ancak kişi yine de uymama yönünde bir tercihte bulunursa bu durumda hukuk sisteminin uygulayacağı yaptırımla karşılaşacaktır. Dogmatik hukuk aynı zamanda pozitif kuralları yorumlama ve sistematize etme işlevini de yerine getirmektedir.[10] Hukukun doğruluğuna dair tartışmalar ise İdeal Hukuk alanında gerçekleşmektedir.

Ayrıca bakınız

[değiştir | kaynağı değiştir]
  1. ^ "TDK - Dogma". tdk.gov.tr. 8 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Eylül 2013. 
  2. ^ "SSS - Dogmalar yalnızca dinlere mi özgüdür?". mason-mahfili.org.tr. 9 Haziran 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Eylül 2013. 
  3. ^ Ahmet Cevizci, Felsefe Sözlüğü, Ekin Yayınevi, Ankara, 1996, Sayfa: 152
  4. ^ Dr. İbrahim Gürses, DOGMATİK ZİHNİN BAZI ÖZELLİKLERİ; ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ, İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ, Cilt: 11, Sayı:1, 2002,Sayfa: 184
  5. ^ Ludwig Wittgenstein, Felsefi Soruşturmalar, Çeviren: Deniz Kanıt, İstanbul, Küyerel Yayınları, 1998, Sayfa: 126
  6. ^ Hanifi Özcan - TDV İslâm Ansiklopedisi, Madde: Din Felsefesi, Cilt:22, Sayfa: 218, İstanbul, 2000
  7. ^ Ömer Faruk Harman - TDV İslâm Ansiklopedisi, Madde: Katoliklik, Cilt:25, Sayfa: 55-58, İstanbul, 2002
  8. ^ Dr. İbrahim Gürses, DOGMATİK ZİHNİN BAZI ÖZELLİKLERİ; ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ, İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ, Cilt: 11, Sayı:1, 2002,Sayfa: 185
  9. ^ Minemura Teruo, “Dogmatic Legal Science and Sociology of Law”, Archives for Philosophy of Law and Social Philosophy, (ARSP), Cilt: 56, No: 3 (1970), Sayfa: 351-366
  10. ^ Aarnio Aulis, The Rational as Reasonable: A Treatise on Legal Justification, Reidel Publishing Company Dordrecht, 1987, Sayfa: 12

Dış bağlantılar

[değiştir | kaynağı değiştir]